Her yıl ekim ayının son günlerinde Halloween kutlamaları gündeme geliyor. Kostümler, maskeler, süslenmiş mekânlar, eğlenceler… Ardından bildik tartışmalar başlıyor: “Bizim kültürümüzde yok!”, “Bize ait olmayan gelenekleri neden kutluyoruz?”, “Kültürümüz yozlaşıyor!”
Peki, gerçekten mesele bu kadar büyük mü?
Bir insanın cadı kostümü giymesi, yüzünü boyaması, bir partiye katılması ya da birkaç saatliğine farklı bir dünyanın parçası gibi hissetmesi neden bu kadar rahatsızlık yaratıyor? İnsanların eğlenmesinden, farklı kültürleri tanımasından, başka toplumların geleneklerine ilgi duymasından neden bu kadar kolay rahatsız oluyoruz?
Dünyanın artık sınırların yalnızca haritalarda kaldığı bir iletişim çağında yaşıyoruz. Müzik dinlerken, film izlerken, giyinirken, yemek yerken dünyanın dört bir yanından kültürel izler taşıyoruz. Beğendiğimiz bir İtalyan yemeğini yemek için İtalyan olmak, Japon mutfağını sevmek için Japon kültürüne mensup olmak zorunda mıyız? O hâlde neden Halloween kutlayan birine aynı özgürlüğü tanımıyoruz?
Kültür, insanı dünyadan koparan bir kafes değildir. Aksine, insanın dünyayı tanımasını sağlayan bir penceredir. Kendi kültürüne sahip çıkmak, başkalarının kültürüne sırt çevirmeyi gerektirmez. Bir toplumun geleneklerine bağlı olması, başka toplumların geleneklerini küçümsemesini haklı çıkarmaz.
Üstelik bir kutlamaya katılmak, o geleneğin bütün tarihsel ve inançsal arka planını benimsediğiniz anlamına da gelmez. Bazen insanlar yalnızca eğlenmek, gülmek, arkadaşlarıyla vakit geçirmek ve hayatın tekdüzeliğinden uzaklaşmak ister. Bunun neresinde bir tehdit var?
Asıl üzerinde düşünmemiz gereken şey, insanların birbirlerinin yaşam tercihlerine duyduğu tahammülsüzlüktür. Herkesin kendi doğrularını başkasına kabul ettirme çabası, farklı olana karşı gösterilen öfke ve en sıradan eğlenceyi bile bir kimlik tartışmasına dönüştürme alışkanlığı…
Biraz rahatlamaya, biraz gülmeye, biraz da birbirimizin hayatına karışmamaya ihtiyacımız var.
Kendi kültürümüzü sevmek için başka kültürlerden nefret etmek zorunda değiliz. Geleneklerimizi yaşatmak için başkalarının geleneklerini yasaklamamız ya da küçümsememiz gerekmiyor.
Unutmayalım; kültürel özgüven, başkasının kültüründen korkmamaktır. Bir toplumun gerçek zenginliği, herkesin birbirine benzemesiyle değil, farklılıkların bir arada yaşayabilmesiyle ölçülür.
Ben Halloween kutlamalarına değil, insanların eğlenme özgürlüğünü sorgulayan hoşgörüsüzlüğe karşıyım!