Cumhuriyet haftasıı’na girdik. İnsanın kanını kaynatan, yüreğini hoplatan bir hafta!

Cumhuriyet, yılda bir gün bayraklarla donattığımız sokaklardan, törenlerde söylediğimiz marşlardan çok daha fazlasıdır. O, insanın kendi hayatı üzerinde söz sahibi olması, hiçbir insanın doğuştan diğerinden üstün kabul edilmemesi ve bir ülkenin geleceğinin tek bir kişinin iradesine bırakılamamasıdır.

Peki, kaçımız Cumhuriyet’in bize ne kazandırdığının gerçekten farkındayız?

Cumhuriyet, bir yönetim biçiminin değişmesinden çok daha büyük bir dönüşümdü. İnsanın kul olmaktan yurttaş olmaya, sessizlikten söz söyleme hakkına kavuşmasının hikâyesiydi. Kadınların eğitimde, hukukta ve toplumsal yaşamda eşit bireyler olarak yer almasının önünü açan tarihî bir adımdı. İnsanların kaderlerinin doğdukları aileye, soyadlarına ya da sahip oldukları güce mahkûm olmaması için yakılan bir özgürlük meşalesiydi.
Fakat bir ülkenin en büyük kaybı, sahip olduğu değerleri yitirmeden önce onların kıymetini unutmasıdır.
Cumhuriyet’i var sayıp anlamını unutmak tam da budur. Bayrağı asmak, marşı söylemek, törenlere katılmak… Bunların hepsi kıymetlidir. Ancak Cumhuriyet’i yaşatmak, takvimdeki bir günü kutlamaktan çok daha fazlasını gerektirir.

Cumhuriyet; sorgulamaktır, düşünmektir, bilimin ışığında yürümektir. Farklı fikirlere tahammül edebilmek, adaleti yalnızca kendimiz için istememek, haksızlığa uğrayanın kimliğine bakmadan onun yanında durabilmektir. Özgürlüğü bir lütuf, haklarımızı birilerinin bize verdiği armağan sanmamaktır.
Bir toplum düşünün; haklarını bilmiyor, özgürlüğünün değerini sorgulamıyor, çocuklarına nasıl bir gelecek bırakacağını düşünmeden yaşıyor.
Cumhuriyet’in adını her gün anabiliriz. Peki, onun özünü hayatımızdan çıkarmışsak geriye ne kalır?
Atatürk’ün bize bıraktığı miras, yalnızca geçmişle övünmek için değil, geleceği sorumlulukla kurmak içindir. Cumhuriyet, bizden seyirci olmamızı değil, bilinçli yurttaşlar olmamızı bekler.
29 Ekim’de kendimize dürüstçe soralım: Cumhuriyet’i gerçekten yaşıyor muyuz, yoksa yalnızca var olduğunu bilmekle mi yetiniyoruz?

Unutmayalım; bir ülke Cumhuriyet’ini yalnızca büyük törenlerle değil, özgür düşünen insanlarıyla, adalet duygusuyla, eğitimli nesilleriyle ve haklarına sahip çıkan yurttaşlarıyla yaşatır.
Çünkü Cumhuriyet, bize bırakılmış bir tarih sayfası değildir; her gün yeniden anlam kazandırmamız gereken bir emanettir.
Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.
Cumhuriyet’in yalnızca yıl dönümünü değil, anlamını da kutlayabildiğimiz bir ülke olmak temennisiyle…