BİR TAŞ ATTIM…

 

İskenderun şehir stadının önündeki üçgen boşluk, geçmişteki, İskenderun Çelik İş Sendikası Başkanı, Cengiz Gül’ün girişimleri ve çabalarıyla ağaçlandırılmıştı.

 Muhteşem bir çalışmaydı. Ağaçlar bir süre sonra 3-4 metreye ulaştı.

 İskenderun İtfaiyesi de, zaman zaman suluyordu.

 Başkan Gül,  o zamanlar, karşıdaki evleri tek tek gezerek , “Aman ha... Ağaçlar size emanet” demiş...

 Maziden bir demet sanki...

 Ve bir gün, firmanın biri,  ihaleyi kapar, altyapı çalışmalarının Piri Reis Mahallesi bölümünde bu ağaç ekili alanı ardiya, malzeme ikmal merkezi olarak kullanmaya başlar... İş makineleri cirit atar alanda. Borular... kum tepeleri...

  Ve ağaçlar.. sen sağ.. ben selamet...

  Geriye Cengiz Gül’ün yazdırıp diktirdiği  “Bu alan Çelik İş Sendikası tarafından ağaçlandırılmıştır” tabelası uzun bir süre öylece kalır, bir süre sonra, onun da yerinde yeller eser...

******

  “Bayram değil.. seyran değil eniştem beni neden öptü “  bunalımına girdiniz biliyorum...

  Evde karantina günleri ya...

  Futbol maçına takıldı, sörfüm...  koyu Fenerliyim yaaa.

  Anaaa...  içim cız etti... katliamcı... şirketin logosu, futbolcuların, göğsünde!

  Olduramayacağız bu işleri. Adam gibi adam olamayacağız...

  Şirket adı mı? Ne önemi kalır yazarsam.. Bi sürü ahkâm kesen, çevreci, yeşilci, hayvansever, doğacı var.  Yetkili abilerim var...

  Bulun araştırın canım..  Ben taşı attım.. siz çıkarın..

  Haaa bulunur da ne olur. Hiiiçç, benimkisi gevezelik iştee!

 

******

  Var yaa...

 Çok vahim iki durum var bu kentte..

 Biri kilit taşı... öteki yollardaki rögar kapakları...

 “Çok önemli ama... gülmeyin yaa... bunu mu yazıyorsun“ diye.

 Yakışıyor mu bu kentin cadde ve kaldırımlarına  kilit taşı döşemek!

 El vicdan ya...

 Sabahın köründe “Tııııır” diye ses çıkaran makineyle bir adam geliyor, kaldırımdaki, diz boyu olmuş otları biçiyor, kökler yerinde kalıyor.

 O adam 15 gün sonra yine geliyor, “Tııırrr” diye otları biçiyor ve yine gidiyor...

  Akıl tutulması yaaa...

  Bir de, yollardaki rögar kapakları var... Başka bir ülkede, kentte bir benzeri var mı, gören bilen söylesin Allah aşkına yaa...

  15 günde bir betonu kırılan, logar kapagının etrafını,  betonlayan amcanın psikolojisini çok merak ediyorum...

  Hadi bizi geçin!

  Yok mu bunun bir çözümü. Onca mühendis… onca teknoloji...

  Haaa... Büyükşehir... küçükşehir, kaosu mu?

  Ben anlamam kardeşiim...

  Ben taşı attım..