Her gün aynı şikâyetleri ediyor, aynı sorunları konuşuyor ve hiçbir şey değişmiyormuş gibi hissediyoruz. Öfke büyüyor, güven azalıyor, umut giderek zayıflıyor. Ama asıl soru şu: Bu düzeni gerçekten değiştirmek istiyor muyuz, yoksa sadece yakınmakla mı yetiniyoruz?
Bu döngüyü kırmak için:
* Sorumluluğu başkalarına atmamak.
* Duyduğumuz her şeye hemen inanmamak.
* İnsanlarla kavga ederek değil, konuşarak anlaşmaya çalışmak.
* Çocuklara küçük yaşta doğruyu ve merhameti öğretmek.
* Eğitimi hayat boyu sürdürmek.
* Televizyondaki şiddeti normal görmemek.
* Evlerde silah ve benzeri aletler bulundurmamak,.
* Korku yerine sevgi dili kullanmak.
* Küçük iyilikleri çoğaltmak.
* Umudu kaybetmemek, çözüm aramak.
Unutmamak gerekir ki toplum dediğimiz şey “başkaları” değildir. Toplum, bizim evde kurduğumuz dilde, çocuklara verdiğimiz eğitimde ve günlük davranışlarımızda şekillenir. Eğer öfke ekersek öfke büyür; ama sevgi ekersek, gelecek değişir. Gerçek dönüşüm, tam da burada başlar.
Haftaya yüzümüzü gülümseten bir konuyla buluşmayı diliyorum,
Sevgiyle kalın hoşça kalın.




