Sen de farkında mısın?
Son yılların en moda kelimesi “dayanıklılık”.

Düştün mü? Kalk.
Yıkıldın mı? Güçlenmiş say.
Ağladın mı? Ders çıkarmış ol.

Sanki insan değiliz de sürekli güncellenen bir yazılımız.

Sana da söylüyorlar mı?
“Güçlü ol.”
“Takma kafana.”
“Boş ver.”
“Hayat böyle.”

Peki ya sen gerçekten ne hissediyorsun?

Her şeye dayanabilmek bir erdem gibi anlatılıyor. Oysa bazen dayanmak, sadece susmaktır. Bazen katlanmak, kendinden vazgeçmektir. Ve bazen güçlü görünmek, içten içe çürümektir.

Kim karar verdi sürekli güçlü olmamız gerektiğine?

Bak, dürüst olalım.
İnsan yorulur.
İnsan kırılır.
İnsan bazen taşıyamaz.

Ama sana ne öğrettiler?
“Şikâyet etme.”
“Daha kötüsü var.”
“En azından sağlıklısın.”

Evet, belki daha kötüsü var. Ama senin acın da var. Ve acı kıyas kabul etmez.

Psikolojik dayanıklılık diye sunulan şey, çoğu zaman duygularını bastırma eğitimi aslında. Üzülme, çabuk toparlan. Sinirlenme, olgun ol. Kırılma, anlayış göster. Hep anlayan sen ol. Hep alttan alan sen ol. Hep güçlü olan sen ol.

Peki sen ne zaman insan olacaksın?

Dayanıklılık; her şeye katlanmak değildir.
Dayanıklılık; “Bu bana iyi gelmiyor” diyebilmektir.
“Burada kalmayacağım.” diyebilmektir.
“Canım acıyor.” diyebilmektir.

Medya Okur Yazarlığı
Medya Okur Yazarlığı
İçeriği Görüntüle

Belki de asıl güç, bırakabilmektir.
Bazen işi, bazen ilişkiyi, bazen rol yapmayı.

Sana şunu kimse söylemedi:
Sınır koymak zayıflık değildir.
Dinlenmek tembellik değildir.
Yoruldum demek yenilgi değildir.

Biz dayanıklı değil, duyarsız olmaya zorlanıyoruz.

Ve sen…
Gerçekten güçlü olmak istiyorsan, önce şunu sor kendine:
Ben buna katlanmak zorunda mıyım?