İnsan, doğası gereği kendini güvende hissettiği alanlarda kalmak ister. Alışılmış düzenler, tanıdık insanlar ve rutinleşmiş yaşam biçimleri kişiye huzur verir. İşte tam da bu noktada “konfor alanı” dediğimiz kavram ortaya çıkar. Konfor alanı, bireyin kendisini rahat, kontrol sahibi ve riskten uzak hissettiği psikolojik bir alan olarak tanımlanabilir. Ancak bu alan her zaman düşünüldüğü kadar masum olmayabilir. Çünkü bazen insanı koruyan şey, aynı zamanda onu durduran bir engel hâline de dönüşebilir.
Konfor alanı ilk bakışta güvenli bir liman gibi görünür. İnsan burada hata yapma ihtimalini daha az hisseder. Belirsizlikler minimum seviyededir ve kişi alıştığı düzen içerisinde hareket ettiği için kendisini daha rahat hisseder. Özellikle yoğun stres altında yaşayan bireyler için bu alan kısa süreli bir dinlenme ve toparlanma süreci sağlayabilir. Fakat sorun, bu rahatlığın zamanla alışkanlığa dönüşmesiyle başlar.
Çünkü sürekli aynı düzen içinde yaşamak, bir süre sonra gelişimi yavaşlatabilir. İnsan yeni deneyimlerle, farklı ortamlarla ve bazen de zorlayıcı durumlarla kendini geliştirir. Yeni bir işe başlamak, farklı insanlarla tanışmak, risk almak ya da bilinmeyen bir adım atmak çoğu zaman korkutucudur. Ancak bireyin özgüveni, deneyimleri arttıkça gelişir. Konfor alanı ise çoğu zaman kişiyi bu deneyimlerden uzak tutar.
Özellikle başarısızlık korkusu, insanların konfor alanına bağlı kalmasının en büyük nedenlerinden biridir. Kişi mevcut düzenini kaybetmek istemediği için yeni fırsatları erteleyebilir. Oysa gelişim, çoğu zaman biraz rahatsızlık hissedilen yerde başlar. İnsan kendini zorlamadığında yalnızca aynı noktada kalmaz; zamanla potansiyelini de sınırlandırmaya başlar.
Bununla birlikte konfor alanından çıkmak, hayatı tamamen değiştirmek anlamına gelmez. Büyük riskler almak ya da tüm düzeni bozmak zorunda değildir insan. Bazen küçük değişimler bile önemli bir başlangıç olabilir. Yeni bir beceri öğrenmek, farklı bir ortamda bulunmak ya da uzun süredir ertelenen bir hedef için ilk adımı atmak, bireyin kendine olan güvenini artırabilir. Çünkü insan çoğu zaman yapabileceklerini ancak denediğinde fark eder.
Diğer yandan konfor alanının tamamen olumsuz bir yapı olduğunu söylemek de doğru değildir. Her insanın zaman zaman dinlenmeye, sakinleşmeye ve kendini güvende hissetmeye ihtiyacı vardır. Ancak bu alanın kalıcı bir yaşam biçimine dönüşmesi, bireyin hem kişisel hem de mesleki gelişimini sınırlandırabilir. Sürekli aynı yerde kalmak, hayatı ilerletmekten çok tekrar etmeye neden olabilir.
Sonuç olarak konfor alanı, belirli ölçüde gerekli ve doğal bir psikolojik alan olsa da uzun süre dışına çıkılmadığında bireyin gelişimini engelleyen sessiz bir tuzağa dönüşebilir. Hayatta ilerlemek, çoğu zaman bilinmeyene küçük de olsa bir adım atabilmekle mümkündür. Çünkü gerçek değişim ve gelişim, genellikle insanın kendini tamamen rahat hissetmediği anlarda başlar.
Haftaya görüşmek dileğiyle hoşçakalın




