Çocukluğundan bu yana merak saldığı mozaik sanatını sürdüren Kültür ve Turizm Bakanlığı taş mozaik sanatçısı Serap Akgöl, ‘Sanatın içinde büyüdüm’ dediği mesleğini gelecek nesillere aktarma çabası içerisinde eserler ortaya koyuyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı taş mozaik sanatçısı Akgöl, Arkeoloji Müzesi’nin sanatta ilerlemeyi konusunda çok güzel yön verdiğini belirterek “Mozaik çalışmaları Arkeoloji Müzemizde. O eserlerden esinlenerek bu sanata başlamış bulunmaktayım. Severek çalışıyorum ve yıllardır Roma çalışılan eserleri, mozaikleri bir kadın eli ve gözüyle onları günümüze uyarlayarak Türkiye'de ilk tasarımları bana ait olan mozaik takılara, mozaik çantalara, kıyafetlere ve mobilyalara tasarlayarak çok daha başka boyutlara geçirdik mozağı. Yıllardır takılarıma çok ilgi gösteriyorlar yıllardır” dedi.
18 yıldır tasarım yaptığının altını çizen taş mozaik sanatçısı Serap Akgöl, şunları konuştu: “18 yıl bayağı bir talep görüyor onlar. Mozaik çantalar yine çok talep gören. Tablolarımız mesela Mobilya Fuarı'nda çok ses getirdi. Koltuk takımlarımız, mobilya çalışmalarımız. Hatta son çıkan Antalya'da bulunan Kıskananlar Çatlasın mozağimizi de yaptık hemen koyduk oraya. Antakya'nın yine Kemgöz mozağı gibi. Roma dönemi de çalışıyorum, seviyorum. Talep doğrultusunda. Ama günümüzü de resmetmeyi çok seviyorum ben. Hem Antakya'yı tanıtan çalışmalar yapıyorum hem de doğa resimleri, çiçek resimleri, onları daha çok seviyorum.”
Akgöl, 15 yıldır eğitmenlik yaptığını dile getirerek “Hem halk eğitim merkezlerinde hem de belediyelerde çalıştım. Bu eserlerin tamamını kendim üretiyorum. Çünkü sanat öyle bir şeydir ki, koyduğunuz her bir kestiğiniz taş başka bir el deyince şekli değişebilir. Onun için tek elden çıkartıyorum eserlerimi. O 800.000'e yakın taş var onda ve çok mikro çalışmadır. İnce ince ilmek ilmek dokuduğum bir çalışmamdır yine. 3,5 4 ayımı alan bir eserim o. Yine önde güllerim var, büyülü güllerim. Yine o da 3 ayımı alan bir eserim. O da çok ince bir mikro çalışmadır ve çevresinde gördüğünüz taşları da görmüş olduğunuz bu kerpetenle tek tek kırarak çalışıyorum. Yani bu bizim her şeyimiz kerpetenimiz. Taşları da doğada ben kendim toplayarak çalışıyorum. Bulamadığım renkleri tabii ki satın alıyorum. Ama az önce göstermiş olduğunuz Venüs'ün doğuşu çalışmamdaki o mavi taş tamamen doğal taş. Yurt dışından getirdiğim bir taştır. Çünkü döküm taşları da var ama ben sevmiyorum onları. Doğallığı yok ettiği için orijinal taş kullanıyorum. Asla hiçbirinde boya yoktur. Orijinal renkleridir” diye konuştu.
Eserleri arasında cam çalışmalarının da anlatan Serap Akgöl, şöyle devam etti: “Cam çalışmalarını da çok yapıyorum. Mozaiki de camları da çom seviyorum. Görmüş olduğunuz taşla camı harmanlamış olduğum bir çalışmadır. İç mekanlarda cam yansımaları çok güzel olduğu için ikisini de birleştirdim. Bu Bu renkler camın renklerindendir. Mesela bu daha bakırımsıdır. Bu gümüş olduğu içindir.”
Akgöl, Bizans döneminde mozaikten cama geçiş yapıldığını hatırlatarak “Bizans döneminde cama geçmiştir. Genelde de camilerin hep kubbelerinde kullanılmıştır ki ışığı yansıtması için. Ben de bu sebeple camın ışığı yansıtmasını çok sevdiğim için ürünlerimde cam da kullanıyorum. Ve severek yapıyorum işimi” şeklinde sözlerini tamamladı.