Antakya Sanat Derneği ile Ayna İskenderun Kültür Sanat Derneği’nin birlikte hazırladığı söyleşi, Arsuz Karaağaç’ta bulunan LeylMey Kulübe’de gerçekleştirildi. Samimi bir sohbet ortamında yapılan etkinlikte, akademik kalıpların dışında bir anlatım tercih edilerek edebiyatın mutfağına dair deneyimler paylaşıldı.
Söyleşide, yazarların şiir ve öykülerinden bölümler okunurken; kurmacanın nerede bitip gerçeğin nerede başladığı üzerine sohbet edildi. Katılımcılar, kelimelerin ve imgelerin hayatla nasıl buluştuğunu dinleme fırsatı buldu.
Adil Okay, sanatın hem saran hem de sarsan yönüne dikkat çekerek “Sanatın hem saran hem sarsan; sorgulatan ama aynı zamanda sağaltan yanına birlikte dikkat çektik. Şiirler ve öyküler okuduk. Hava muhalefetine rağmen gelen, bizi dinleyen ve sohbete katılan; depremin ve ihmaller zincirinin yaraladığı dostlarla kucaklaştık. O akşam sözün ve dayanışmanın iyileştirici gücünü bir kez daha hissettik” diye konuştu.
Okay ayrıca etkinliğe katkı sunan ev sahiplerine ve organizasyonda emeği geçenlere teşekkür ederek, Antakya’da da benzer bir buluşma gerçekleştireceklerinin sözünü verdiklerini ifade etti.
Düzenlenen etkinlikte hem Antakya Sanat Derneği, hem de Ayna İskenderun Kültür Sanat Derneği üyelerini bir araya getirdiğini ifade eden Recep Yıldırım, “Değerli bulduğum bir proje oldu. Gerçekleştirmek için de Mekanını tahsis eden Nazlı hanıma da ayrıca teşekkür ediyorum. Beni çok sarsan metinlerden bir tanesi… 2016’ydı, Antakya’ya konuşmacı olarak davet edildim. Ne yazayım diye düşünüyordum, zihnimde şöyle bir şey kaldı. Antakya’da sırtımı dayayacağım, fotoğraf çektireceğim çok fazla yer, mekan var ve bunların tarihsel olarak çeşitli zamanlara işaret ediyor. Peki bizden geriye ne kalır? Bin yıl yada beş yüz yıl, yüz yıl sonra bizden ne kalacak, bu yönde fikir yürüttüm. Bir de baktım ki, bakır, silikon, küçük aletlerin yedek parçaları, metaller, vs. yapı mı kalacak! Yapıların ne olduğunu deprem bize gösterdi…” diye konuştu.
Sanat ve edebiyatın bir araya getirdiği bu buluşma, katılımcılar için hem düşünsel hem de duygusal açıdan güçlü bir paylaşım ortamı sundu.












