Üç farklı ülkede yaşamanın kazandırdığı kültürel birikimi eserlerine yansıtan Mila Demirkent, İskenderun’un sahillerini, tarihi dokusunu ve kent hafızasında yer eden görüntülerini kendine özgü yorumuyla tuvale aktarıyor. 39 yaşındaki Mila Demirkent, küçük yaşlarda başlayan resim merakını yıllar boyunca hayatının bir parçası olarak sürdürdü. İtalyanca öğretmenliği yaparken resimden kopmayan Demirkent, son yıllarda çalışmalarına daha fazla zaman ayırarak sanat yolculuğunu profesyonel bir çizgiye taşımaya başladı.
Farklı ülkelerde yaşamanın sanat anlayışında önemli bir iz bıraktığını belirten Demirkent, farklı kültürleri, şehirleri ve yaşam biçimlerini gözlemlemenin kendisine yeni bakış açıları kazandırdığını ifade etti.
İSKENDERUN TUVALİNDE
BAŞKA BİR HİKÂYEYE DÖNÜŞÜYOR
Çalışmalarında İskenderun’un ayrı bir yeri bulunan, sahil manzaralarından tarihi yapılara, kent yaşamından geçmişte hafızalarda yer etmiş görüntülere kadar birçok ayrıntıyı tuvaline taşıyan Demirkent, şehri kendi gözünden yeniden yorumluyor. Bazen sahildeki bir manzarayı, bazen tarihi bir yapıyı, bazen de günlük yaşam içerisinde dikkatini çeken sıradan bir anı resmeden Demirkent, İskenderun’la kurduğu bağı eserlerinin önemli bir parçası haline getiriyor.
“HAYAT KUSURSUZ OLMAK
ZORUNDA DEĞİL”
Sanat anlayışının temelinde ise hayatın içindeki güzellikleri fark etmek yattığını, güzel bir hayat için her şeyin kusursuz olmasının gerekmediğini ifade eden Demirkent “Eksiklikler, farklılıklar ve sıradan görünen anlar da kendi içerisinde bir güzellik taşıyor. Resimlerime bu bakış açısını yansıtıyor, o görüntünün hissettirdiği duygu üzerine de düşünülmesini amaçlıyorum…
ŞİMDİ SIRA ÇOCUK KİTABINDA
Resim çalışmalarımı sürdürürken, bir yandan da resimli bir çocuk kitabı hazırlığım var. Çocukların hayal gücünü destekleyecek renkli ve anlamlı bir dünya oluşturmayı hedefliyorum. Resim ile anlatıyı bir araya getirecek bu çalışmayı sanat yolculuğumda yeni bir adımı olarak görüyorum” diye konuştu.











