İskenderun Teknik Üniversitesi (İSTE) ev sahipliğinde gerçekleştirilecek "2. Uluslararası İskenderun Demir ve Çelik Sempozyumu (IISS 2026)", akademi ile sanayi arasındaki iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor. İskenderun Teknik Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. M. Eyyuphan Yakıncı, sempozyuma ilişkin yaptığı değerlendirmede, demir-çelik sektörünün artık yalnızca sanayileşmenin değil, ülkelerin ekonomik ve stratejik gücünün de temel göstergelerinden biri haline geldiğini söyledi.
Yakıncı, yenilenebilir enerji yatırımlarından altyapı projelerine, otomotivden savunma sanayisine kadar birçok alanda çeliğin vazgeçilmez bir hammadde olduğunu vurgulayarak, sürdürülebilir büyümenin temel taşlarından biri olarak öne çıktığını ifade etti.
KATMA DEĞERLİ ÜRETİM VE
AR-GE VURGUSU…
Türkiye'nin çelik sektöründe Avrupa, Amerika, Orta Doğu ve Afrika başta olmak üzere geniş bir ihracat coğrafyasına sahip olduğunu belirten Yakıncı, küresel rekabet gücünün artırılabilmesi için yüksek kaliteli ve sürdürülebilir üretimin yanı sıra Ar-Ge yatırımlarının hızlandırılması gerektiğine dikkat çekti.
Özellikle otomotiv, savunma, enerji ve gemi inşa sanayilerinde kullanılan özel nitelikli çeliklerin üretimine yönelik yatırımların artırılmasının Türkiye'nin uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü yükselteceğini kaydeden Yakıncı, üniversite-sanayi iş birliğinin bu süreçte kritik rol oynadığına işaret etti.
BÖLGE TÜRKİYE ÜRETİMİNİN
YAKLAŞIK ÜÇTE BİRİNİ KARŞILIYOR
İskenderun ve çevresindeki demir-çelik havzasının Türkiye ekonomisindeki stratejik önemine de değinen Yakıncı, bölgenin tek başına Türkiye ham çelik üretiminin yaklaşık yüzde 30-32'sini, yassı çelik üretiminin ise yüzde 40-45'ini karşıladığına vurgu yaptı.
Yaklaşık bir milyon kişinin doğrudan ve dolaylı olarak sektörden geçimini sağladığını belirten Yakıncı, bu büyüklüğün üniversiteler ile sanayi kuruluşları arasındaki ortak projelerin önemini daha da artırdığını ifade etti.
DİJİTALLEŞME VE
YEŞİL DÖNÜŞÜM GÜNDEMDE
Sempozyumda yalnızca geleneksel üretim süreçlerinin değil, sektörün geleceğini şekillendiren yeni teknolojilerin de ele alınacağını belirten Prof. Dr. Yakıncı, yapay zekâ destekli üretim sistemleri, dijital dönüşüm, enerji verimliliği, düşük karbonlu üretim teknolojileri ve döngüsel ekonomi uygulamalarının sektör açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekti.
Üniversitelerde yürütülen akademik çalışmaların, çelik sektörünün teknolojik dönüşümüne önemli katkılar sunduğunu ifade eden Yakıncı, bilgi üretimi ile endüstriyel deneyimin birleşmesinin yüksek katma değerli üretimin temelini oluşturduğunu söyledi.
200'ÜN ÜZERİNDE
KATILIMCI BEKLENİYOR
İlki 2019 yılında gerçekleştirilen İskenderun Demir ve Çelik Sempozyumu'nun bu yıl uluslararası katılımla düzenleneceğini belirten Yakıncı, 4-5 Eylül 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek organizasyonda 200'ün üzerinde araştırmacı, akademisyen, mühendis ve sektör profesyonelinin bir araya geleceğini açıkladı.
Sempozyumda; Demir ve çelik üretim teknolojileri, Yeni nesil çelik ürünleri, Sıcak ve soğuk haddeleme teknolojileri, Yapay zekâ uygulamaları, Dijital üretim sistemleri, Refrakter malzemeler, Kaplama teknolojileri, Muayene, test ve analiz yöntemleri, Verimlilik artırıcı prosesler, Bakım ve onarım teknolojileri, Ulusal ve uluslararası pazarlama stratejileri gibi sektörün geleceğine yön verecek başlıklar ele alınacak.
Prof. Dr. Yakıncı, sempozyumun bilgi paylaşımının yanı sıra yeni iş birliklerinin geliştirilmesi ve sektörün uluslararası rekabet gücünün artırılması açısından önemli bir platform oluşturacağını belirterek, organizasyona ilişkin ayrıntılı bilgilere iiss2026.com adresinden ulaşılabileceğini ifade etti.





