Siber saldırılar sadece büyük şirketleri hedef almıyor. Evde oturan bir ebeveyn, telefonda vakit geçiren bir genç ya da iş yoğunluğu arasında mesajlara hızlıca bakan bir çalışan da bu riskin içinde. Çünkü saldırganlar sadece zayıf noktayı değil, en hızlı tepki veren anı da hedefliyor.
Sahte kargo mesajları, banka uyarıları ve tanıdık birinden gelmiş gibi görünen sosyal medya linkleri oldukça yaygın. Mesajın içeriği çoğu zaman acele ettirici oluyor: “Hesabınız kapatılacak”, “Son gün”, “Hemen onaylayın”. Bu dil aslında bir tesadüf değil ve özellikle kullanılan bir manipülasyon yöntemi. Panik anında yapılan bir tık, kişisel bilgilerimizin ele geçirilmesine ya da cihazlarımıza zararlı yazılımlar bulaşmasına yol açabiliyor.
Birçok kişi “Bana bir şey olmaz” diye düşünüyor olsa da, siber güvenlikte en sık karşılaşılan durum tam da bu. Zira kişisel bilgilerimiz sadece kimlik numaramızdan ibaret değil. E-posta adreslerimiz, sosyal medya hesaplarımız, hatta çocuklarımızın fotoğrafları bile dijital dünyada birer veri haline geliyor.
Peki ne yapabiliriz? Aslında alınacak önlemler oldukça basit. Gelen her mesajın gerçekten beklediğimiz bir yerden gelip gelmediğini kontrol etmek, linklere tıklamadan önce durup düşünmek, bilinmeyen kaynaklardan gelen dosyaları açmamak önemli bir başlangıç. Ayrıca kullandığımız uygulamaların ve cihazların güncel olması da çoğu tehdidi baştan engelleyebilir.
Ebeveynler için ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Çocuklar ve gençler dijital dünyada çok daha aktif. Onlarla yasaklayıcı değil, bilinçlendirici bir dil kurmak, karşılaşabilecekleri riskleri açıkça konuşmak uzun vadede çok daha etkili oluyor.
Dijital dünya hayatımızı son derece kolaylaştırıyor, ancak bu kolaylığın güvenli olması bizim elimizde. Bazen gerçekten yapmamız gereken tek şey, tıklamadan önce sadece an durmak..
Güvenli kalın…




