Gelecek kaygısı, bireylerin toplumsal ve ekonomik koşullar doğrultusunda yaşamlarını planlama süreçlerinde ortaya çıkan önemli bir olgudur. Türkiye’de genç nüfusun karşı karşıya olduğu istihdam sorunları, ekonomik belirsizlikler ve yaşam maliyetlerindeki artış, bu kaygının giderek yaygınlaşmasına neden olmaktadır. Eğitim sürecinin ardından iş bulma olasılığına dair duyulan endişe, gençlerin geleceğe yönelik beklentilerini olumsuz yönde etkilemektedir.
Gençlerin gelecek kaygısının temel nedenlerinden biri, eğitim ile istihdam arasındaki uyumsuzluktur. Uzun yıllar süren eğitim sürecine rağmen işsizlik oranlarının yüksek olması, emek ve karşılık ilişkisine duyulan güveni zayıflatmaktadır. Bu durum, gençlerin mesleki hedeflerini ertelemelerine ve toplumsal hayata katılım konusunda çekingen davranmalarına yol açmaktadır.
Ekonomik koşullar, gençlerin gelecek planlarını şekillendiren önemli bir etkendir. Çalışma hayatına yeni atılan bireyler, sınırlı gelir imkânları ve artan yaşam giderleriyle karşı karşıya kalmaktadır. Dolaylı ve dolaysız vergiler, gençlerin ekonomik hareket alanını daraltmakta ve tasarruf yapma imkânlarını sınırlandırmaktadır. Bu durum, ekonomik bağımsızlık kazanma sürecini zorlaştırmaktadır.
Gelecek kaygısı,ekonomik belirsizliklerin yanı sıra, gençlerin psikolojik durumlarını da etkilemektedir. Sürekli bir belirsizlik hâli, stres ve güvensizlik duygusunu artırmakta, bireylerin yaşam kalitesini düşürmektedir. Bu sürecin uzun vadede toplumsal refah üzerinde olumsuz etkiler yaratması kaçınılmazdır.
Sonuç olarak, gençlerin gelecek kaygısı çok boyutlu bir sorun olup yalnızca bireysel değil, aynı zamanda toplumsal bir nitelik taşımaktadır. İstihdam olanaklarının artırılması, ekonomik istikrarın güçlendirilmesi ve gençlerin geleceğe güvenle bakmasını sağlayacak politikaların geliştirilmesi, bu sorunun azaltılmasında önemli rol oynayacaktır.
Haftaya görüşmek dileğiyle, hoşça kalın