Yaşam

Beni Gerçekten Duyuyor musun?

Birbirimizi çok uzun zamandır duymuyoruz…!

Selamlar ve sevgilerle sizlerle sohbete başlamak istiyorum..!

Bir çocuk ; bir sevginin ürünü olarak dünyaya gözlerini açar ve yanında ömür boyu bir anlaşma yaptığı iki rehberi ile yolculuğu başlar…!

Bu anlaşma onun ömür boyu sevgi ve şevkatle yanında olma, yol gösterme, gereksinimlerini karşılama ve onu güven altında yaşatma anlaşmasıdır.

Minnacık bedenleri ve ruhları artık sizlere emanettir.

Ve bu minik insanların doğduğu coğrafya da onların artık kaderidir..

Yeni nesil anne-babalar tam teşhizat onları tüm mal varlıkları ile donatarak ilk ebeveynlik sınavını verdiklerini düşünürler,

Örneğin; en donanımlı bebek arabasını, anti-alerjik battaniye ve çarşaflar, bambu giysiler,çok sağlıklı besinler v.b uzar gider bu liste ….

Tüm bunları olmasada ; doğa ve yaradan bir anneyi bebeğine tam yetecek halde donatmıştır aslında…

Sımsıcak bir kucak, sağlıklı süt ve inanılmaz bebeği için duyduğu sezgiler…

Belki tüm bu güzel tablo nerede bozulur işte tam bu bozulma anını ve sonrasını konuşalım istiyorum sizlerle…

Biz anne-babalar masum yavrularımızı önce en temel gereksinimi, bize göre miktarı az zamanı uzatıyor, yerlere döküyor gibi bahanelerle telefonumuzdaki, sözde yararlı çizgi karakter ve animasyonlarla kirletiriz..

Ve savunmamızı Çağımız dijitallik, nasıl koruyayım ve 5 dakika birşey yapmaz diyerek yaparız..!

Eğer bir bebeği 5-10 dakika aralıklarla günde en az 4 öğün besliyorsanız çocuğunuzun dijitallikten etkilenmesi toplamda 50 dakika ve çarpanı belki 500 dakika olur.

Bebeklerin etkilenmeleri bir yetişkinin etkilenmesinin 100 katıdır. Çünkü bebeklerimiz ve çocuklarımızın bu dönemde nöronlarının hızı inanılmazdır; ve tüm yaşamsal öğrenmelerin çoğunu erken çocuklukta ediniriz…!

Bu maruz kalma halleri, iletişim becerilerini, sosyal davranışlarını, motor becerilerini olumsuz yönde etkilemektedir.

Erken çocukluk döneminde hiçbir çocuğun dijital bir öğrenmeye ihtiyacı yoktur, çocukların çevresiyle olumlu ilişkiye, şefkate, güvene ve bolca oyuna ihtiyacı vardır.

Çocuklarımızı bahsettiğim bu donanımları ile yetiştirir sürekli arayış içinde olmadan onun yaşam yolculuğunda yetenek ve keşiflerine izin vererek ve çocuğumuzun davranislarini iyi yönde gözlem yapıp, onun hayatına sınırlı ve güvenli yol vermek, yaşam kalitesini arttırmak bizim elimizdedir bence…

ocuğumuzun marka giysinden giymesi marka okullarda okuması ya da üç dili konuşması onun ruh sağlığından daha değerli değildir.

Büyüdükçe genişleyen sınırları, ailenin yaşamına uyumlanması saygı- sevginin değerli olduğu öğrenmesi, özgüven altında hadsiz ve kuralsız bir çocuk olmaktan koruyacaktır.

Biz anne babaların görevi ise yolculuğun her aşamasında keyfine vararak ve özsevgi, özsaygı, özdenetim duygularını pekiştiren anne-babalar olarak rehberlik yapmalıyız çocuklarımıza…!

İşte o zaman son günlerdeki şiddet olaylarını tanıklık etmezdik ve çocuklarımız için bu kadar endişelenmedik..

Güvenli ve Umutlu yarınlar diliyorum..