ugur okullari - destop


Yazı Detayı
30 Temmuz 2019 - Salı 14:28
 
MESLEK SEÇİMİ VE KAYBOLAN GENÇLİK
Gülser Yiğit
dodicocuk@hotmail.com
 
 

Bir seçme ve yerleştirme sınavının arkasından azıcık dedikodu yapalım mı?

Sevgili Dostlarım merhaba ; her şey yolunda mı; kara mizah gibi günler geçiyor ülkemizde hem gülüp, düşününce hüzünlenip; ağladığımız günler !...

Sağlık politikamız, eğitim , yollarımız ,binalarımız ,oyun parklarımız , çocuk güvenliği, kadın şiddeti; trafik kazları !...pek gülümsemediniz değil mi  ama gerçeklerimizden bazıları ; en büyüğü de ekonomik sıkıntı ve geçim derdi !...

Düşen alım gücümüz, yaşam standartlarımızın giderek daralması; mutsuzluk ve umutsuzluk; arkasından gelen güvensizlik ve samimiyetsizlik!

Çocuklar hızla büyüyor! Koşarak yaşadıkları öğretimin ilk aşaması, orta öğretim, sonra lise eğitimi derken tüm bunların sonunda ölçme değerlendirme sınavları ve meslek seçimi!

Bilgi biriktirerek geçen 18 yıl ve deneyim kazanmadığımız en verimli zamanlarımız. Kanayan bir yara bence geleceğimizi emanet ettiğimiz gençlerimiz için bu sistem! Toplumsal dayatmalar, proje çocuklar,  olmazsa olmaz kurallar ve daha pek çok şey!

Çocuklarımız bilgilerinin denk geldiği ve kafasında şekillenen mesleklere yöneliyorlar. Burslarla, yada paralı büyük metropollerde yaşamak zorunda kalıyorlar, bazıları kurduğu aile baskısından sonra, kendini deneyimleyerek seçtiği okul değil de, içindeki yaşattığı kişiye uygun meslek ve okullara yönelip kendini kurtarırken, bazı gençler, seçip, okuyup, bitirip, yüzde 20 meslek sahibi olurken elindeki diplomalarla   80 işsiz kalıyor belki yüzdeliklerde şaşmış olabilirim, tam tahmin olmayabilir, ama gerçekler ve yaşananlar bunlar!

Peki, her şey böyle gelişince meslek sahibi olup ta aslında ben bu değilim, ben bunu yapmalıyım diyenlerin yüzdesi sizce nedir?

Mutsuz bir gençlik; mutlu bir nesil nasıl yetiştirilir! İş , evlilik, dostluk, ilişkilerinde nasıl dört elle sarılır; bütün bunları düşündüğümüzde toplum olarak ne kadar olumsuzca sürüklendiğimizin farkında mıyız ?

Bir sürü, mühendisimiz, doktorumuz, eczacımız, avukatımız var ama ziraatı geliştirecek, tarla bilgisine sahip meslek grubunda ehil elamanlarımız yok ve ne acıdır ki bu verimli topraklar bekletmekte böyle elleri;

Ve uçsuz bucaksız verimli arazilerimizde habitatını bile tam bilmediğimiz binlerce bitki var, hayvancılık gelişmediği için ve bunu geliştirecek meslek gruplarımız olmadığı için bizim evlerimize artık et girmiyor!

Çok pahalı ve ithal hastalıklı etlerden korkuyoruz! İnşaat mühendisliğimiz ve mimarlığımız var ama sanatla yapan teknik taş ustalarımız, demircilerimiz, fayansçılarımız yok!

Herkesin elinde diploma var ama iş verimi yok! Çalışanlar deneyim kazanınca yerine gelen genç çalışan yok!

Ama herkes Üniversite mezunu! Bazen çift dal. Biz eğitimciler; çocuklarımızın her birinin bir mucize olduğuna inanırız, sonra yarışlar, testler, sınavlarla herkes gibi ol baskısı kurarız! Çocuklar önce buna uyum sağlar sonra kendini bulduğunda; geçen bu zamanın, beyhude bir amaç için olduğunu anlarlar ama biraz geç kalınmıştır! Peki, hocam ne yapalım mı diyorsunuz!

Bizler bu pırıl pırıl gençlerimizi bu gibi sonları görmemeleri için biraz geriye doğru hareket edip önce eğitim reformu yapmalıyız!

Nedir eğitim reformu! Ne yapmalıyız ki ; çocuklarımız hem mutlu hem de sevdiği mesleği yaparken başarılı olsun !...

Aslında öyle kolay ki; ama hayatımızdaki farklılıklardan kurtularak yapabiliriz biz bunları;

Bu fazlalıklar önce, yarışçı anne-babaları eğitmekten geçiyor; çocukların yaşamlarına yön verirken; yaşadığı çevre çocuğun eğitimine ayrılan bütçe, sürdürülebilirlik, en önemlisi çocuğun bunu yapabilecek, duygu, beceri ve zekâya uyum ölçme -  değerlendirmedir!

Bu nasıl yapılır; inanın buda çok kolay; çocuk zamanı diye bir şey vardır; her çocuğun zamanı, hızı ve yapabilirliği farklıdır. Sadece biz yetişkinlere düşen uygun çevre düzeni hazırlayıp çocukları sabırla beklemektir! Özel okulculuk yapan biz eğitimciler belki bundan sonra; eğitimi sadece para kazanmak için değil, insan kazanmak için yaparız!

Özgün okulculuk anlayışını eğitim kurumlarımıza getirir, çocuklarımızın erken çocukluk döneminden başlayarak farklı olduklarını unutmadan ve onları eşitlendirmeden, her mesleğin çok özel ve güzel olduğunu anlatmalıyız. Hangi işi yaparsak yapalım en iyisini yaptığımızda çok başarılı olacağımızı, başarının kaynağının, önce yaptığınız işi sevmek, yaptığımız işte mutlu olmak ve iş verimi nasıl arttırılır öğrenme sürecinin devam etmesidir.

İlköğretimin ilk basamağından itibaren gördüğümüz farklılıklarla, çocuklarımızın eğitim ve öğretim hayatına yön verirken, aile ile iş birliğini hiç bırakmadan yapmalıdır.

Bütün bunları yaparken geleceğimizi şekillendirdiğimizi unutmadan; bunu bir kurtuluş hareketi olduğunu bilerek ve inanarak yapmalıyız!

Çocuklarımızı kültürel yozlaşmadan uzak tutarak, kim olduğunu unutmadan, kendi değerlerimizle ama dünya insanı olmayı da unutmadan yetiştirmeliyiz!

Mutluluk bulaşıcıdır ve bir insan değişir dünya değişir!

Çok uzun oldu; kaldığımız yerden sonra devam edelim mi?

Sevgiyle Kalın

 

 
Etiketler: MESLEK, SEÇİMİ, VE, KAYBOLAN, GENÇLİK,
Yorumlar
Haber Yazılımı