Sağlık

Diyabet (Şeker Hastalığı) Nedir?

Batıgöz İskenderun Hastanesi İç hastalıkları Uzmanı Dr. Hakan Özdemir, kronik olan hastalığın halk arasında ‘gizli şeker’ olarak bilinen prediyabete dikkat çekerek, dünyada her 6 saniyede bir kişinin diyabet hastalığına bağlı olarak hayatını kaybettiğini söyledi.

Her yıl 14 Kasım tarihinde kutlanan Dünya Diyabet Günü dolayısıyla açıklama yapan Batıgöz İskenderun Hastanesi İç hastalıkları Uzmanı Dr. Hakan Özdemir, diyabetten korunmanın yolunun çok iyi tanımaktan geçtiğinin altını çizdi.

 

Uzman Dr. Özdemir diyabetin, pankreasın, kan şekerini düzenleyen bir hormon olan insülini yeterli üretemediği ya da üretilen insülinin kullanımında bozukluk sonucu oluşan kandaki şeker düzeyinin yükselmesiyle gelişen süreğen (kronik) bir hastalık olarak tanımlandığını kaydetti.

 

Üç tip diyabetin bulunduğunu belirten Uzman Dr. Özdemir “Tip 1 diyabet (insüline bağımlı diyabet), tip 2 diyabet (insüline bağımlı olmayan diyabet) ve gestasyonel diyabet (gebelik diyabeti)’tir. Diyabet hastalarının çoğunu tip 1 ve tip 2 diyabet oluşturuyor” dedi.

 

Diyabetin gerek ülkemizde ve gerekse dünyada ciddi boyutlarda olduğuna dikkat çeken Dr. Hakan Özdemir, şu bilgileri aktardı:

“Dünyada her 11 insandan biri diyabet hastasıdır. Ülkemizde her 7 kişiden birinde diyabet, her 3 kişiden birinde ise halk arasında ‘gizli şeker’ olarak bilinen prediyabet var. Her 6 saniyede bir kişi diyabet hastalığına bağlı olarak hayatını kaybediyor. Diyabet (Şeker) hastalığının sık görülen belirtilerini ağız kuruluğu, çok su içme, çok idrara çıkma, normalden fazla yemek yeme veya iştahsızlık, halsizlik, çabuk yorulma olarak söyleyebiliriz. Daha az görülen belirtiler ise, bulanık görme, açıklanamayan kilo kaybı, inatçı enfeksiyonlar, tekrarlayan mantar enfeksiyonları, el ve ayaklarda yanma donma ve kaşıntı olabilir. Bu ve buna benzer belirtilerle karşılaşanların uzmana başvurmaları yerinde bir davranış olacaktır.”

İç hastalıkları Uzmanı Dr. Özdemir, diyabet riski taşıyanlardan da söz ettiği açıklamasında “Vücut kitle endeksi 25 kg/m2 üzerinde olanlar(fazla kilolu insanlar), birinci ve ikinci derece yakınlarında diyabet bulunan kişiler. Doğum tartısı 4.5 kg veya üzerinde olan bebek doğuran veya daha önce gebelik diyabeti tanısı almış kadınlar, Hipertansif bireyler (KB ≥ 140/90 mmHg), kolesterol seviyesi yüksek olanlar (HDL-kolesterol 35 mg/dl veya trigliserid ≥250 mg/dl), polikistik over sendromu (PKOS) olan kadınlar, kalp damar hastalığı bulunanlar, düşük doğum tartılı doğan kişiler, hareketsiz yaşam süren veya fizik aktivitesi düşük olan kişiler, doymuş yağlardan zengin ve posa miktarı düşük beslenme alışkanlıkları olanlar diyabet hastalığı geliştirme riski yüksek bireylerdir” ifadelerini kullandı.

Diyabet tanısının, açlık kan şekeri, HbA1C ölçümü ve şeker yükleme testi yapılarak konulabileceğinin altını çizen Dr. Özdemir, şöyle devam etti:

“Açlık kan şekeri düzeyini normal aralığı 70-110 mg/dl arasındadır. Açlık kan şekerinin iki defa ölçülmesi ve 126 mg/dl'nin üzerinde olması diyabet hastalığının varlığını gösterir. Bu değerin 110-126 mg/dl arasında olması durumunda şeker yükleme testi yapılabilir ve 2 saat sonra kan şekerinin 200 mg/Dl'nin üzerinde olması diyabet hastalığının, 140-199 mg/dl aralığında olması gizli şeker varlığının göstergesidir. Bunların yanı sıra son 3 aylık kan şekerini yansıtan HbA1C testinin 6,5’ten yüksek olması diyabet tanısına işaret eder.”

Dr. Özdemir, diyasbetin cuddu sağlık sorunlar yaşattığına vurgu yaptığı açıklamasında “Hiperglisemi (yüksek kan şekeri), diyabet hastalığının kontrolsüz olduğu durumlarda birçok ciddi hasara yol açar. Zaman içinde özellikle, kalp, kan damarları, sinir sistemi, böbrek, göz, gibi organ ve sistemler etkilenir. Kalp hastalığı ve inme riski artar. Hastaların 50’si kalp hastalığı ve inme nedeniyle ölmektedir. Azalmış kan akımı ile birlikte, ayaklarda sinir hasarı, ayak ülserleri, enfeksiyon nedeniyle amputasyon(ayak kesimi) ile bitecek sonuca yol açabilmektedir. Tüm körlüklerin yüzde biri diyabete bağlı gelişmekte, gelişmiş ülkelerde görme kaybı ve körlüğün en sık nedenleri arasında yer almaktadır. Diyabet böbrek yetmezliğinin de önde gelen nedenleri arasındadır.”

Diyabetin tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu ifade eden Dr. Hakan Özdemir “Diyabet (Şeker Hastalığı)  tedavisinde amaç kan şekerinin normal düzeylere indirilmesi ve hastalığın bilinen diğer zararlı etkilerini en alt düzeye çekmektir. Tedavi klinisyenler tarafından düzenlenmekte ve hastanın düzenlenen tedaviye uyumu olduğu sürece diyabetin ortaya çıkardığı sağlık sorunlarından korunmak mümkün olmaktadır. Kan şekeri düzeyi yanında diyabetli bir bireyde, kan basıncı kontrolü ve kolesterol düzeyleri düzenli olarak kontrol edilmelidir. Kan basıncı kontrolü (140/90 mmHg’nin altında olmalı). Ayak bakımı yapılmalıdır. Körlüğe neden olabilen retinopati tarama ve tedavisi yapılmalıdır. Kan kolesterol seviyesi kontrolü. Diyabetle ilgili böbrek hastalığının erken belirtileri için tarama düzenli olarak yapılmalıdır. Yaşam tarzı önlemleri diyabetten koruyucu ya da tip 2 diyabet başlangıcını geciktirmede etkilidir. Normal vücut ağırlığına ulaşmak, düzenli bedensel etkinlik (haftada 150 dakika; düzenli aralıklarla) ,kilo kaybı sağlamak, kan basıncını düşürmek, insülin duyarlılığını artırmak açısından önemlidir. Her gün 3-6 öğün şeklinde sağlıklı besinler, özellikle sebze ve meyve tüketilmesine dikkat edilmelidir. Sigara içmemek gerekmektedir. Diyabet (Şeker Hastalığı) önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır. Diyabet tedavisi hastaya göre değişir ve hastaya özeldir. Takiplerimizi ve kontrollerimizi kesinlikle ihmal etmemeliyiz” uyarılarında bulundu.