Yeniden Doğuşun Perde Arkası

İnsanları her zaman düşündüren bir konu; ölmeden önce yaşamın olup olmadığı… Bu konuyu yıllarca araştıran ve ardından yazdığı kitaplar ile tartışma yaratan Berrin Türkoğlu ile derin bir sohbet gerçekleştirdik. Reenkarnasyon(yeniden doğuş), İkinci kez dünyaya geldiklerine inananların yaşamlarını kaleme alan Posta gazetesinin yazarlarından Berrin Türkoğlu ile yaptığı çalışmalar ve kendisine gelen yaşanmış olayları anlattı bize...

Her insanın sebebi açıklanmayan bir dürtü ile ölümsüzlük arayışı içerisinde olduğuna dikkat çeken Türkoğlu,  rüyaların büyük bölümünün kişilerin anlayacağı dilde olmadığını, kişilere göre şifrelendiği ve simgelendiğini ifade etti. Türkoğlu, ayrıca günümüzde özellikle Ruh çağıranların, ruhu bir yerden bir yere gönderenlerin ve cin kovanların işi ticarete dökerek yüksek miktarlarda paralar kazandıklarını tüm çıplaklığıyla açıkladı.

Berrin Türkoğlu’na kendisini tanıtmasını isteyerek sohbetimize başlamak isityorum ?

1953 yılında Erzurum’da dünyaya geldim. Babamın 1960 yılında meclise girmesi ve bakanlık görevi alması ile birlikte Ankara’ya yerleşmek zorunda kaldık. Çalı kuşu romanını okuyup etkilendiğim içinde İstanbul’da Çamlıca Lisesinde yatılı olarak eğitimimi devam ettirdim. Ardından liseyi bitirir bitirmez birbirimizi çok sevdiğimiz eşim Riyat Tükoğlu ile evlendim. Evliliğimizi biri erkek üç evladım ile renk kattık.

Araştırma, yazarlık konusu nasıl gündeme geldi bir eğitim aldınız mı?

22 yıl öncesine kadar iyi bir ev kadınıydım. Küçükken hep basın yayını okumak istiyordum. Ancak erken gelen evlilik bu hedefimi şaşırtmıştı. İçimde bu kıvılcım her zaman vardı. Babam ve annem basın kartı sahibi idi. Ailede gazetecilik vardı. Bu nedenle bende etkilenmiştim. Erzurum’da oturduğumuz evin altında matbaa vardı. Orada mürekkep kokusunu koklar harflerin diziliş seslerini hep kulağımda hissederdim. O zamanlarda bu bende yer etmişti.

Reenkarnasyon Nedir?

Her insanın ölümsüz olma fikri vardır. Varoluştan itibaren sebebi bilinmeyen bir dürtüyle ölümsüzlük aranmıştır. Ölüm her şeyin sonu mudur? İşte materyalist düşünce ile spiritüalist düşünce burada karşı karşıya geliyor. Her şeyin Mezarda sor bulduğunu iddia eden materyalist görüşe karşı, ruhun ölümden sonra farklı bedenlerde dünyaya tekrar dönüşünün olabileceğini savunan spritüel görüş çağlar boyu mücadele veriyor. Spritüal görüşe göre, reenkarnasyon tekrar ete girmek, tekrar bedenleşmek, tekrar doğmak demektir.

Peki Reenkarnasyon konusunu araştırmak nerden aklınıza geldi?

Evlendikten sonra devamlı kafama takılan ölümden sonra hayat vardır konuşmalarının adından öncesinde de bir hayat var mıdır sorusu ile bilinmeyenleri, acabaları  araştırmaya başladım.Bunun üzerinde durdum.Bu konuda beni ateşleyen de 1986 yılında  Amerika da John Steven ile tanıştım. Ortadoğu da tekrar doğuş araştırması yapıyordu. Ben ona bu konunu Hatay’da olduğunu bahsettim ve ekibi ile Hatay’a geldi. Hatay’da birlikte güzel araştırmalar yaptık Bana giderken bağımsız araştırmacı olarak çalışır mısın dediler. Ben bunun üzerine Türkiye’deki tekrar doğuş araştırmasını yaptım. Ve yaptığım araştırmaları karşılaştırarak ortak noktalara ulaştık. Samandağ’daki araştırma deneği ile Virjinya üniversitedeki  deneklerin söyledikleri ortak noktalar tespit ettik.

Bu araştırmaları yazmak nasıl aklınıza geldi?

Bu araştırma ve çalışmalarımı çoğu yerde konuşarak paylaşıyordum. Bölgemizde yayın yapan ve güçlü, yazdıkları ile de ses getiren Hatay’da ekonomik Rapor dergisi vardı. İlk kez bu dergide yazmaya başladım. Uzun bir süre burada okuyucularımla tanıştım. Ardında 1998 yılında şahitler ve belgelerle tekrar doğuş kitabını çıkarttım tamamen araştırma yayını oldu ve Türkiye’de ilk oldu. Bu konuya girmiştim artık devam ettirmek zorundaydım. Bir ulusal gazetede parapsikolojinin her konusu, kısa ölümü yaşayanlar,ölenlerle bağlantı kuranlar, nazar, tekrar doğanlar konularında yazılar yazdım. Bilinmeyene yolculuk tv programını yaptım.

Bu araştırma ve çalışmalarınızla ilgili kaç kitap yayınladınız?

1998-2006 arasında yaptığım araştırmalarla okuyucularımdan gelen bilgilerle ortaya 7 kitap çıktı toplam 8 kitap yazdım. Şuanda üzerinde çalıştığım bir roman var onu yazıyorum. Kitaplarım Tekrar Doğanlar, rüyaların gizli dili, İnanılmaz gerçekler 1, inanılmaz gerçekler 2, Yaşanmış esrarengiz olaylar, 40 Erenler, A’dan Z’ye rüya yorumları ve sırların dünyasında esrarengiz olaylar. Bütün bu yayınlarım araştırmaya dayalı canlı örnekler ile yoğrulmuştur. Bütün eserler büyük ilgi gördü.

Türkiye’de parapsikoloji konusu hangi noktada?

Yaptığımız araştırmalarla ilgili çok ama bilimsel bir platform Türkiye ‘de yok tek amacım parapsikolojiyi bilimsel bir platforma oturtmak veya yardımcı olmak. Bedrettin Dalan ile yaptığım röportajda bu konulara çok yakından ilgisi olan bir insan. Bana bir sözü var. Şartları imkânları mümkün olduğu sürece parapsikoloji bölümü açma sözü var. Böylece insanların yaşadıkları ben bunu neden yaşıyorum niçin ben yaşıyorum gibi soruların cevaplarını bulabilecekleri bir bilimsel platform olacaktır. Bu konular ticaret yönden kullanan medyumlar falcılar dinci hocalar var. Bilimsel olmayışımızın getirdiği eksiklikler. Eğer bu konular bilimselleşirse bu insanların önemi kalmayacak ve insanlar sömürülmeyecektir. Cin kovmalar, cinleri şehirden şehre gönderenler hocalar var. Bu çok kötü bir konu.

Tekrar Doğduklarına inananlar belirli bölgelerde mi yaşıyor?

Bu bölgede tekrar doğuşa inanış var. inanç olunca takip var ve bir takım bilgilere ulaşılıyor. ABD de yapılan araştırmada tekrar doğduğunu iddia edenler belli bir bölgede toplanmışlar Mısır’da Nil nehri kenarında, Suriye de Hama da , ABD de Virjinya’nın doğusunda. Bunun nedeni ve neden bu bölgelerde olduğunu bilmiyoruz. Ama bu tespit yapıldı Türkiye’ de Akdeniz bölgesinde. Şu da var Nil nehri kenarındaki kişilerin anlattıkları ile ABD deki profesörlerin yaptıkları denekler üzerindeki araştırmalar. O bölgedekilerle aynı. Bunlar birbirlerinden uzak farklı kültüre sahipler. Bu nokta çok ilginç

Ortak dediğiniz noktalar nedir?

 Bağlantı kuranların büyük bir kısmı ışık görüyorlar. Önce o ışığa doğru gidiyorlar. Kısa ölümü yaşayanlar ise Yukarıya doğru yükselmeden bahsediyorlar. Ortak bulguları bunlar.

Tekrar doğduğunu iddia edenlerin ortak noktaları, doğmadan önce ailede rüyasına girerek ben şurada tekrar doğuyorum diyorlar. Yeniden doğanlar, ölüm şekilleri ile ilgili vücutlarında çeşitli izlerle doğuyor. Mesela motosiklet kazası ile ölen kişi tekrar doğduğunda bir önceki ölüm şekli ile aynı yerdeki yara izi ile doğuyor. Ensesinden bıçaklanarak ölen bir kişi, tekrar bebek olarak dünyaya geldiğinde ensesinde yara izi ile doğuyor.

İkinci ortak noktası bu çocuklar küçük yaşta bunları anlatıyorlar. İsimlerini reddediyorlar. Benim annem sen değilsin diyorlar.

Üçüncü bir ortak noktada 10 -17 yaşlarına geldiklerinde unutuyorlar unutmasalar dahi bu yaştan sonra anlattıklarına yeni bir şey eklemiyorlar.

Bu anlattıklarınıza örnek verebilir misiniz ?

 Almanya’da yaşayan Abdul Kerim Civi adli kişi ile konuştuk. Bize anlattıklarını size aynen aktarıyorum;

Bundan önceki yaşamımda adım yine Abdul Kerim idi. Mesleğim Ayakkabıcılıktı. O zamanlar ayakkabılarımızı elimizde yapardık. Bu nedenle avuçlarımın içi ip germekten şişlikler oluşmuştu. Bu hayatımda ise böyle bir işi hiç yapmadım. Ama doğumumdan itibaren avuçlarımın içinde olan ve hiç geçmeyen ip izlerini ve şişliklerini bu hayatımda da taşıyorum. Üstelik geçmiş hayatımı da çok detaylı hatırlıyorum;

Evliliğim süresince çok sıkıntılı günler yaşadım. Öldüğümde 23 yaşında 5 aylık evliydim. Ben öldükten sonra iki aile arasında büyük problemler yaşandı.

5 evli iken yatağımda uyurken öldüm. (öldürülmüş ihtimali bulunmaktadır) ölümümden iki ay sonra kız kardeşim Cemile’nin rüyasına girmişim ve  “üzülmeyin 10 ay sonra senin yanında tekrar dünyaya geliyorum. Ellerimdeki izlerden beni tanıyacaksınız. Benden sonra beş kızın olacak ama başka oğlun olmayacak” demiştim.

Doğumum 1 yaşımda oturduğumuz evde yani dedemlerin evinde; ağrısız, sancısız  ve ebesiz zamanından bir ay önce olmuş. Doğumumdan sonraki 40 gün sonra annemin memesini değil de ninemin memesini emmişim. 11 aylık konuşmaya başladığımda ise anneme ismi ile hitap edip buna karşılık nineme de anne demişim. Annemin ve babamın kucağında kesinlikle durmak istemiyor ve sürekli ağlayarak huzursuzlaşıyormuşum. Ninemin ve dedemin yanında ise huzur içinde uyuyormuşum. 3 yaşından 14 yaşına kadar dedemlerde yaşadım. Ninem ile Pazaryerinde alışveriş yaparken önceki hayatımda ki eşimi görüp onun yanına koşarak , “Sen benim karım Kalibe’sin bak ben yine doğdum. Bana yazık ettiniz diye bağırmaya başlamıştım.” Bu sözleri söylerken ninem gelip benim azımı kapatarak oradan uzaklaştırdı. Bu yaşadıklarımı çok iyi hatırlıyorum.

Bu konu gündeme geldiğinde insanların tepkisi oluyor mu ?

Çok zorlandım. İlk zamanlar örneklerle ulaşabilmek için kendimi onlara inandırmam gerekiyordu. Uçuk saçık, deli insanlar gibi görülüyor. Diye düşünenler var. Bende eski hayatım var, aynı şeyleri bende yaşadım diyerek yanaştım ve güvenlerini kazandım. Halende birçok kişi neden böyle bir şey yaşadığını öğrenmek istiyor. Adı deli, ruh sağlığı bozuk olduğunu söyleyecekler diye içlerine kapalı oluyorlar. Bu tür insanların ruh sağlığı akıl sağlığı nedeni ile hastalık olarak belirtiliyor. Bu yüzden de Parapisikologların olması gerekiyor. parapisikologlar sayesinde konuşamayan, çekinenlerin konuşmaları sağlanır. İnanmayanlarda yok değil. Onlar da bu konuları araştırmamış, bilgisi olmayan ve çevresinde bu konularla ilgili bir şeyler duymadığından kaynaklandığını düşünüyorum.

Size anlatılanlar arasında ilginizi, dikkatinizi çeken bir konu oldu mu ?

1998 yılında Samandağ’da konuştuğum Hikmet Özen, örneklerim içerisinde bana çok ilginç gelen bir kişi. Bu kişinin isteği Türkiye’de hatta Dünyada sanırım tek örnek; Mahkemeye başvurarak iki nüfus cüzdanı çıkartmak istemiş. Onun hikâyesi de Şöyle:

Hikmet fırıncı adı ile öbür yaşamımda askerden iki yıl olmuştu geleli Her zamanki gibi kamyon seferine çıkmıştım. Elazığ’a üzüm götürüyorduk. Ben ortada oturuyordum virajı alamayarak Fırat nehrine uçtuk. Düşerken arkadaşlarım kapıları açarak atlamayı başardılar. Ben ise kafa üstü suya çakıldım ve kafamın parçalanması sonucu öldüm.

Ruhum bedenimi terk ederken her şeyi görüyor ve duyuyordum. Birden büyük bir hafiflik hissederek yükselmeye başladım. Sonra koyu bir karanlık…

Hikmet Fırıncı’nın ölümünden 4 gün sonra Hikmet Özen’in teyzesi bir rüya görüyor. Rüyasında rahmetli olan Hikmet kendisine yaklaşarak : “ Ben senin ablanın yanında doğuyorum, beni başımdaki yara izinden tanıyacaksınız” diyor Gerçekten  de o gece Media Özen, başında yara izi olan bir erkek çocuğu doğuruyor

Bu olay kısa bir süre sonra ölen Hikmet’in ailesi tarafından duyuluyor ve bebeği görmeye geliyorlar. Hikmet ilkokula başlayıncaya kadar sık sık gelip çocuğu görüyorlar. Daha sonra ise yıllarca Hikmet iki aileye sahip çıkıyor ve iki aileyi de kendi ailesi olarak kabul ediyor. Bunun içinde iki nüfus cüzdanı çıkartmak için müracaatta bulunuyor.

Geçmişi yaşadığını söylemek geleceğe dair olaylardan bahsetmek bir özellik mi?

Bilimsel olarak bizden önce ve sonra araştırmalar devam edecek yaşanan şeyler insan aklını alabilecek şeyler ve mucizevî olaylar,

Tekrar doğuş veya, kısa ölüm yaşayanlarda iyimser oluyorlar kin duygusu yok. Onların yaşadıkları, okudukları, duyup gördükleri bir şeyler var. Geçmişteki hayatımız,  bugünkü hayatımızı hazırladı. Bu günkü hayatımızı da gelecek hayatımızı hazırlıyoruz diye bakıyorlar. Tekamül edinceye kadar dünyaya geliyorsunuz.

Her yaşam için kredi alıyorsunuz ben bunu yaşacağım bunu öğreneceğim diye geliyorsunuz. Geriye dönüş diye bir şey yok. Hep ileri ileriye gidiş.

İnsanlar bir enerji ile doğuyorlar. Bazı insanlar nasıl altıparmak doğarlar. Bazı insanlar daha fazla enerji ile doğuyorlar. Bunun adına altıncı his denebiliyor. Algılamaları yüksek. İleriye doğru bakabiliyorlar. Ancak kimileri bu gücü ticari amaçla kullandıklarından güçlerin kaybediyorlar. Hale varmış gibi bu güçlerini kullanıp insanları kandırıyorlar. Medyumluk, falcılık öyle kolay şeyler değil. Geleceği hissetmek, algılamak, bunları paraya dönüştürmek...

Zor durumda olan insanlar bunlara gider. Şuur altı kandırılmaya geliyorlar. Kandırmak içinde o insanlar var. Çok var. Bu kişilere para verenlerin sayısı çok çok tanınmış akıl almayacak kişiler bunlara başvuruyor. Şimdi daha bilimselleşti ona doğru gidiyorlar astroloji ile bakıyorlardı. Cinciler, falcılar, yerine okumuş kişilere gitmeye başlıyorlar. Burçlara göre kişilik analizi yapmak gibi. Bunların yapılması doğru yapıldığı sürece doğrudur. Yurt dışında burçlara göre çocukların cinsiyetini ayarlayarak çalışma yapanlar var. Bunun bilimsel olarak astrolojide bir altyapısı var. Parapsikoloji dalında bence en önemli isim rahmetli Cenk Koray dı medyumluk vasıfları olan sezgileri algıları çok kuvvetli olan ve bilgileri olan birisiydi. Bedrettin Dalan da bu konuda bilgili bir insan...

Ailenizin bu araştırmalarda size bakışı nasıl oldu?

İkisi kız üç evladım var. Oğlum bana bu araştırmalarımda destek oldu. ABD de seminerlere götürerek buralarda araştırmalarımı sağlam zemine oturtmana sağladı. Kızlarım benim araştırma dönemimde küçük olduklarından birlikte olayların içinde büyüdük. Eşim de çok destekledi. Karşı çıksaydı bugünkü noktaya ulaşamazdım.

Çalışmanızı bitirdiniz mi yoksa devam mı?

Ben ilk on yıl bu işi tamamen çözdüm zannediyorum. Aradan 20 yıl geçti ama hiçbir şey çözemediğimi anladım. Çok derin bir konu bizim gibi bizden sonraki yüz yılda da konuşulacak devam edecek bir konu olduğunu söyleyebilirim.

Ruhsal deneyimlerini, çok özel konularını benimle paylaştıkları için hissettiklerini hissediyor görüyorum. Hiç birinde şöhret olma kaygısı yok. Madde bir kaygı yok bunlara çok saygı duyuyorum. Onların bir tek öğrenmek istedikleri bilimsel cevap...

Rüyalar konusunda neler söylemek istersiniz?

Rüyalar kişilerin parmak izi kadar özeldir. Gördüğü kişi bağlıdır. Rüyalarla yaşam çok paralel gider. Kendi rüya tabirleri kitabınızı yapabilirsiniz. Bana yılan çok iyi gelir. Bir başkasına çok kötü gelir. Bunu tesbit edip rüyalarınızın sembollerini çıkartabilirsiniz. Bir başkasının rüyasında olmanız bir şey ifade etmez.

Yaptığımız sohbet için bize zaman ayırdığınız için size teşekkür ediyorum. Çalışmalarınızda başarılarınızın devamını temenni ediyorum.

Ufuk AKTUĞ

 

Ziyaretçi Defteri

halil ibrahim

kaldırımdaki ağaçlar neden budanmıyor çok merak ediyorum
bu kaldırımlar ne zaman yapılacak kuaförler caddesinde kaldırımlara araç parkediyorlar inanmazsanız bir geçin bakın arabalar kaldırımda yayala...

Oku  |  Yaz