On Parmağında On Marifet

İskenderun’un başarılı bir iş kadını. 1966 yılında doğan Besime Kireçci‘nin şansı doğduğu gün değişmiş. İskenderun’da doğumevi olmadığı için Antakya’ya doğum yapmak için alel acele gittikleri ve 7 aylık ölü doğduğunu anlatan Kireçci, hemşirelerin kendisini çöpten alarak yıkadıklarını ve hayata öyle döndüğünü anlattı. Mucize kurtuluşun gerçekleştiği, yaşama bağlanan Besime Organizasyonun sahibi Besime Kireçci, Hatay’da 2003 yılında yılın işkadını olması ve yaşadığı unutulmaz anılarla birlikte iş kadınının çalışma hayatındaki yerini konuştuk.  Toplumun eğitilmesinde, başarılı olmasında büyük katkıları olan bayanların ne olursa olsun iş hayatına atılmaları gerektiğini savunan Kireçci, sivil toplum örgütleri bünyesinde yer alarak üretken olmaları gerektiğinin altını çizdi. Besime Kireçci’ye kendisini tanıtması ile sohbetimize başlamak istiyorum;

Çöpe attılar!

“Antakya’da doğdum Benim Dünyaya geldiğim zaman İskenderun’da doğum doktoru ve hastanesi bulunmadığından annem doğurmak için Antakya’ya gitmiş. 7 aylık pramütere olarak dünyaya geldim. Doktorlar beni ölü doğdum diye çöpe atmışlar. Hemşireler merak etmişler neden ölü doğum oldu. 7 aylıklar genelde yaşar diyerek meraklarından gelip çöpten beni alıp kontrol etmek için yıkamışlar. Yıkarken ağlamışım ve yaşadığım ortaya çıkmış hemen alıp beni annemin yanına getirmişler.”

Daha sonra ne oldu?

Yedi aylık dünyaya geldiğim için çok iyi bir bakım gerekiyordu. Annem beni titizlikle büyüttü. İskenderun’da Namık Kemal Okulu’nda, ilkokula başladım ve ardından Merkez ortaokulu ve İskenderun Lisesi’nde eğitimimi tamamladım. Liseyi bitirir bitirmez evlendim. Okul döneminde matematik ve mantık derslerini çok severdim. Oyunlarımı matematik üzerine oynardım. Matematik öğretmenim bana asistanım derdi. İlk kez 8 almıştım matematik öğretmenim beni asistanlıktan çıkartacağını söyledi. Müzik branşı okuyordum. Ama resim yapmaya olan hayranlığım zaman buldukça resim yapmama neden oldu. Musiki cemiyetine de koroya katılarak şarkı söyledim. Hayatın içinde olmak istedim.

Yüksek Öğrenim düşünmediniz mi?

Aşk ağır bastı. Üniversite sınavlarına girdim ama. Eşim Vedat ile görücü usulü ile beğenip hemen evlendik. Tercihimi böyle yaptım. Pişman da değilim. Bugün amaçlarım hedeflerim doğrultusunda hayat mücadelesi veriyorum.

İş hayatına nasıl atıldınız?

Ev hanımı iken çeşitli sivil toplum örgütlerinde görev aldım. Okul aile birliği, üniversitelere burs veren bir vakıfta aktif olarak çalıştım. Çalışmak beni rahatlatıyor, bir şeyler yapmak büyük haz veriyordu. Onun için çocuklarımı belirli bir seviyeye getirdikten sonra 8 yıl önce ortak olarak organizasyon işine giriştim. Eve kapanmak istemedim. Ortağımla beş yıl birlikte çalıştıktan sonra ayrılarak kendim tek başıma işimi kurdum.

Bu arada Eşiniz çocuklarınız çalışmanızı nasıl karşıladılar?

Ev hanımı bir anne ile emlak ve müteahhitlik işleri ile uğraşan bir babanın üç çocuğundan birisiyim. Aile içerisinde çalışmak ve modern bir şekilde yaşam eğitimi bize ailemiz tarafından verildi. Eşim İhracat işleri ile uğraşıyor ve Ortadoğu’ya Kıl çadırı ihraç ediyor. Çalışmanın, üretimin ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Ayrıca çocuklarım büyük kızım peyzaj mimarlıkta, oğlum bilgisayar matematik eğitimi alıyor, en küçük kızının da Anadolu Lisesi birinci sınıf öğrencisi. Benim çalışırken mutlu olduğumu görünce onlarda mutlu oluyorlar. Çok çalışmaktan dolayı biraz zaman ayırmamı isteyen küçük kızımı da üzmemek için dikkat etmeye çalışıyorum. Ama bütün ailem çalışmamı destekliyor.

Sektörünüz nasıl verimli mi?

Önümüzdeki yıllarda hizmet sektörü daha da popüler bir sektör olacak. Çünkü hizmeti satın alan kurumlar her geçen gün artıyor. Bu sektörde başarılı olmak için çeşitli vasıflara sahip olmak lazım. Çok geniş yürekli olmanız gerekiyor. Yapay olarak işler yürümez severek, içtenlikle çalışmak lazım. Ben işimi çok seviyorum ve yapıyorum. Yapılan işlerin ardından başarılı olduğunuzu görmek de haz veriyor daha iyi güzel işler çıkartmak içinde bizi kamçılıyor. 

Hedefiniz Nedir?

Hizmet sektörünün en önemli tarafı hatanın telafisi yok. Çünkü insanlar bir kez evleniyor, bir kez açılış yapıyor. Onun için işinizi sıfır hata ile yapmanız gerekiyor ki, tercih edilen olasınız. Benim en büyük mücadelem hata yapmamak. Çok çalışarak şirketimi büyütmek istiyorum. Bu sektörün ve yan dallarında neler yapabilirim çalışması içerisindeyim.

İş hayatınızda birde Yılın İş kadını ödülünüz var Ondan bahseder misiniz?

Evet, 2003 yılında İskenderun Rotary Kulübü Dünya Gazetesi’nin seçtiği yılın iş kadını seçimlerinde beni önermişler ve Hatay’dan ben seçildim. Hem sevindim hem de çok şaşırdım. Benim için önemli bir başarıydı. Türkiye genelinde yapılan bu değerlendirmede Hatay’dan ben seçilmiştim. Gurur verici bir olaydı. Onun dışında yaptığım çalışma ve hizmetler karşılığında da ödüller,  plaketler aldım. Ama bu beni çok mutlu etmişti. Bu tür ödüller benim daha da çok çalışmama neden oluyor.

İskenderun Organizasyon işini tanıdı mı?

Her yıl talepler artıyor. Yabancı kalanlar henüz organizasyon işleri ile tanışmayıp bilmeyenlerde var. Ancak gelişmelerden memnunuz. İnsanların farklı istekleri hem organizasyon işinin kabullenilmesi, hem de gelişmesine neden oluyor. Dün çıplak sandalyeli masalı düğünlerin olduğu İskenderun’da bugün giydirilmiş sandalyelerle süslenen salonlar da düğünlerin yapılması tercih ediliyor. Herhangi bir yerin açılışları da süsleme ve kokteyllerin verilmesi benimsendi.

En çok zorlandığınız konu nedir?

Düğünlerde misafirlerin yerleştirilmesi en önemli konu. Çünkü düğün sahibi sıkıştı mı, beni bulaştırma, nasıl çözersen çöz, diyorlar. Bunlar tabi ki çok önemli. Davete gelmek için rezervasyona iki kişi yazdırıyorlar beş kişi geliyor. Düğün sahibi kendisini yazdırmayı unutuyor, masa ayrılmamış oluyor bunlar küçük ama önemli ayrıntılar. Bu tür konular sıkıntılı anlar yaşatıyor.

Birde büyük küçük birçok firma düzenlediği etkinlikler, bayramlar, yılbaşı gibi özel günlerde de bizlere başvurarak hediye paketleri, tanıtım paketleri hazırlamamızı istiyorlar.

Süsleme, tasarım işlerini kim yapıyor?

Burada gördüğünüz çiçekler, nikah şekerleri küçük süslerin hammaddelerini bulduğum yerde alıyorum. Yurt dışı, şehirlerarası gezilerde yaptığım araştırma ve incelemeler sonrasında bu malzemeler İskenderun’a atölyeme göndererek daha sonra oturup bunların tasarımını yapıyorum ve çalışanlarımla birlikte üretiyoruz. Sık sık yeni tasarımlarla müşterinin karşısına çıktığımız için memnuniyet ve izlenim farklı oluyor. Değerlendirmeler her insana göre değişebiliyor. O nedenle tercih edilen olabilmeniz için devamlı araştırmacı ve yaratıcı gücünüzü kullanmak zorundasınız.

Günde kaç saat çalışıyorsunuz?

Günde kaç sat dinleniyorsunuz diye sorsaydınız. Daha kolay cevap verebilirdim. 3–4 saat uyuyorum. Aile içerisinde zaman zaman şikâyet geliyor. Ama çalışmanın bana verdiği mutluluğu görünce bütün aile bireyleri destekçim oluyor. En büyük destekçim yine eşim. Onunu büyük desteğini alıyorum.

Özel bir uğraşınız var mı?

 Bu yoğun tempo arasında resim yapıyorum. Çok yorgun ve bunalmış hissettiğim zaman kendimi oturup sabaha kadar resim yaptığımda dinlenmiş oluyorum. Hayatımın içerisinde resim yapmak benim için çok önemli bir yer alıyor. Resim yaparken deşarj oluyor ve dünya ile bağlantımı kesiyorum.

Müzik eğitimi aldım dediniz Resim hayatınıza nasıl girdi?

Müzik eğitimi aldım doğru ama resim benim biranda ilgi alanım oldu. Bunun en büyük nedeni Halk Eğitim Merkezinde almış olduğum kumaş boyama eğitimi oldu. Kumaşları boyarken resim yapabilir miyim diye düşünerek resim yapmaya geçtim. Resim eğitimi almadım ama resim yaparken huzur buldum. Ortaya çıkan eserde hoşuma gitti. Daha çok çiçek resim yapıyorum. Bu resimleri açılışlarda fon olarak kullandığımda oluyor. Böylece resim hayatımda önemli bir yere sahip oldu.

Kaç kişi çalışıyorsunuz?

Sürekli çalışan üç dört kişi ama organizasyona göre değişkenlik gösteren 50 çalışanımız var. İş yapabilmek, insanlara iş umudu olmak ayrı bir duygu.

Besime Kireçci, bu sözleri söylerken güçlükle konuşuyor. Gözlerindeki ışıltı daha da artıyor. Konuşmak için düşündüğü kelimeler boğazına düğümleniyor. Belli ki işveren olmak zor olduğu kadar da sevinç kaynağı. Konuşmaları rahatlatmak için hemen konuyu değiştirdim.

Çalışma hayatınızda aklınıza gelen, geldikçe de güldüğünüz bir anınız var mı?

Bir düğünde müşterimin istediği tüm hizmeti hazırladık. Başka bir iş için salondan ayrılmak zorunda kaldım. Gelin ile damadın salona giriş saatinde mumların yanması gerekirdi. Yanmadığını damat beni telefon ile arayarak bildirdi. Bende telefon ile çalışanlara yakmaları için söyledim. Onlar yaktıklarını ifade ettiler. Saatlerce defalarca damat beni telefonla arıyor. Ben ömrümde bir kez evleneceğim. Bu mumları niye yakmıyorsunuz.” diyor. Çıldıracağım. Çalışanları ayrı ayrı arıyorum. Bir kaç tane mum davetliler tarafından söndürülüyor, onları da yakıyoruz ama yanıyor yanıtını alıyorum. İnanın gecem çok kötü geçiyordu. Hatta sabaha kadar uyumadım. Rahatlamak için gece kalkıp resim yaptım ama nafile. Bu olay beni çok perişan etmişti. Daha sonra müşterim işyerime geldi ve bana teşekkür etti. ‘Ne mumlarınızın, nede sizin suçunuz vardı. Eşimin ailesi ile biraz tartışmıştık moralim bozulmuştu. Onun için size yüklendim.’ dedi.

Ben şok oldum, hatamın, eksiğimin olmadığı bir konuda yargılanmıştım ve gecem rezil olmuştu. Buna da hizmet verdiğimiz sektörünün güzellikleri diyeyim.

İsdemir Genel Müdür Yardımcısı’nın,  kızının nişanı vardı. Nişanı hazırladım. Devamlı hazırlıklar ile aile ile iç içeydik. Bu tür hazırlıklarda aileler ile her türlü özellerinin içinde oluyorsunuz. Çünkü iyi ve güzeli eksiksiz yerine getirmek için öğreniyorsunuz. Bu nişanı da özelleri bizde kalmak üzere yaptık hatasız bir şekilde bitirdik. Davetliler ayrıldılar aile kaldı. Hatıra fotoğraf çektirmek için toplandılar. Bütün aile fotoğrafta ortada bir boş yer bıraktılar. Fotoğrafçı bekliyor. Herkes bekliyor bende merak ettim kimi bekliyorlar kim gelecek diye. Birden bana sizin yerinizi ayırdık buraya gelin dediler. Ben şok oldum sonuçta bu bir aile fotoğrafıydı ve benim işim yoktu. Israr üzerine geçtim ve fotoğraftaki yerimi aldım. Bir nişan süresince kurulan dostluklar bazen bizlerde böyle tatlı anılarda bırakıyor.

İş hayatında kadınlar ne gibi zor şartlar yaşıyorlar?

Zoru seven bir insanım. Zor olanı başarmak daha çok büyük bir haz veriyor. Hayatın içerisinde tabi ki zorluklar var. Erkekler için ve kadınlar için. Ama her iki kesim içinde yaşanan zorluklar çalışarak ama çok çalışılarak aşılabilmekti. Yeter ki yaptığınız yapacağınız işi sevin. Ancak birçok bayan yönetici konumunda değil, yardımcı yöneticilik yapıyor. Kendi işini kuran, işinin başında duranların sayısı az. Çalışan kadınlarda sosyal güvencesi yok. Erkeklerden daha geride. Kadınlar daha çok iş hayatında yer almalıdır. Kendi işini kurma cesaretinde olmalı. Bir bayanın ille de dışarıda çalışması gerekmiyor. Bugün kadınlar evlerinde de çalışarak iş hayatındaki yerini alıp aile ekonomisine destek oluyor. Örneğin benim bir kadınım var. Köyde yaşıyor. Malzemesini götürüyorum gül yapıyor. Onun işi bana gül yapmaktır. Ailesine katkıda bulunuyor.

Kadın kısır kalmamalı çevresine bakıp araştırmalı girişimci olmalı. En azından sivil toplum örgütlerine katılarak ufuklarını açsınlar. Katkıları olsun, katılımcı kadınların artması daha kaliteli eğitimli toplum oluşmasını sağlar. Geleceğimizi yetiştiren kadınlar. Kalkınmanın öncüsü kadınlar. Bu göz ardı edilmemeli.

Evet, Besime Hanım sönmüş bir hayattan doğan ışık gibi hayata bakmışsınız. Bugüne gelene kadar yoğun mücadele ve gayret içerisinde başarıyı yakalamışsınız. Yüzünüzdeki gülücükler sektörünüze ışık olmuş. Bana zaman ayırdığınız için teşekkür ediyorum ve bundan sonraki çalışma hayatınızda başarılar diliyorum.

UFUK AKTUĞ

 

Ziyaretçi Defteri

Sadan

Selam dostlarima, selam Iskenderun Org.Ailesi. ...

Oku  |  Yaz